Sepetim

Sepetiniz boş

Ürün eklemek için alışverişe devam edin.

Kaynaklara Dön
İdrar Kaçırma & Stres İnkontinans

Pelvik Taban Neden Zayıflar?

Pelvik taban disfonksiyonu istisnai bir durum değil, her iki cinsiyeti de etkilemektedir ancak kadınların büyük kısmını etkileyen yaygın bir halk sağlığı sorunudur. Belirli risk faktörleri pelvik taban üzerindeki yükü yıllar içinde biriktirerek sorunlara yol açar. Yaşlanma, pelvik taban kaslarında, bağ dokusunda ve sinir iletiminde zayıflamaya neden olarak özellikle üriner ve fekal inkontinans riskini artırmaktadır. Menopoz, östrojen azalmasına bağlı olarak üretra, vajina ve pelvik destek dokularında atrofiye neden olmakta ve üriner inkontinans riskini yaklaşık iki kat yükseltmektedir. Obezite ise karın içi basıncı sürekli artırarak pelvik taban üzerinde kronik bir yük oluşturmakta; bu nedenle yüksek VKİ, üriner inkontinans, fekal inkontinans ve pelvik ağrı ile ilişkili bulunmuştur. Doğum öyküsü de son derece önemlidir. Özellikle vajinal doğum sayısı arttıkça pelvik organ prolapsusu ve üriner inkontinans riski belirgin şekilde yükselmektedir. Bunun temel nedeni, doğum sırasında levator ani kasları, pelvik fasya ve pudendal sinir üzerinde oluşan gerilme ve mikrotravmalardır. Daha da dikkat çekici olarak, vakum veya forseps gibi enstrümantal doğumlar, fekal inkontinans, prolapsus ve pelvik ağrı riskini anlamlı ölçüde artırmıştır. Bu durum, doğum sırasında pelvik taban kasları ve anal sfinkter kompleksinde meydana gelen daha büyük mekanik hasarla açıklanmaktadır. Bir diğer faktör fetal makrozomi (doğum ağırlığının 4000 gramın üzerinde olmasıdır). Büyük bebeklerin doğumu sırasında pelvik taban yapıları daha fazla gerildiğinden, prolapsus ve pelvik ağrı riski yaklaşık iki kat artmaktadır. Ayrıca gastrointestinal hastalıkların tüm pelvik taban bozukluklarıyla ilişkili bulunması, kronik kabızlık ve sürekli ıkınmanın pelvik taban üzerindeki yıkıcı etkisini desteklemektedir. Bu sonuçlar klinik açıdan çok önemlidir çünkü risk faktörlerinin bir kısmı değiştirilebilir durumdadır. Kilo kontrolü, kronik kabızlığın önlenmesi, pelvik taban kas eğitimi ve yüksek riskli kadınların erken dönemde belirlenmesiyle ileride gelişecek pelvik taban bozukluklarının önemli bir kısmı önlenebilir. Pelvik taban disfonksiyonu yalnızca yaşlı kadınların sorunu değil yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen yaygın bir sağlık problemidir. Özellikle üriner inkontinansın her iki kadından birinden fazlasında görülmesi, pelvik taban sağlığının kadın sağlığının temel bileşenlerinden biri olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir.